Çocuğunuza kızdığınız bir günün ardından, "Acaba yanlış mı yaptım?" diye düşündüğünüz oldu mu? Bazen onu fazla koruduğunuzdan, bazen yeterince yanında olamadığınızdan endişe edersiniz. Bu kaygı, kötü bir ebeveyn olduğunuzu değil; aksine çocuğunuzun iyiliğini gerçekten önemsediğinizi gösterir.
Çocuk yetiştirirken kurduğumuz iletişim biçimi, koyduğumuz sınırlar ve gösterdiğimiz şefkat bir bütün oluşturur. İşte bu bütüne ebeveyn tutumları diyoruz. Doğru ya da kusursuz bir formül yok; ama çocuğun gelişimini destekleyen ile zorlaştıran yaklaşımlar arasındaki farkı görmek, her anne babaya yol gösterebilir.
Ebeveyn tutumları neden bu kadar belirleyici?
Çocuk, kendisiyle ve dünyayla ilgili ilk fikirlerini anne babasının gözünde edinir. Kendisine güvenilip güvenilmediğini, hata yaptığında sevginin sürüp sürmediğini, duygularının önemsenip önemsenmediğini bu ilişkiden öğrenir. Bu nedenle ebeveyn tutumları; çocuğun özgüveni, sınır koyma becerisi ve ileride kuracağı ilişkiler üzerinde derin bir iz bırakır.
Tek bir kızgın an ya da yorgun bir gün çocuğun karakterini belirlemez. Asıl etkili olan, zaman içinde tekrarlanan genel tutumdur. İyi haber şu: tutumlar fark edildiğinde değiştirilebilir.
Dört temel ebeveyn tutumu ve çocuğa etkisi
Uzmanlar genellikle dört ana yaklaşımdan söz eder. Hiçbir anne baba tümüyle tek bir gruba girmez; çoğumuz duruma ve ruh halimize göre bunların arasında gidip geliriz. Yine de baskın tutumu tanımak yararlıdır:
- Demokratik (dengeli) tutum: Sevgiyle birlikte net sınırların olduğu yaklaşımdır. Çocuk dinlenir, duyguları kabul edilir ama kuralların da bir nedeni vardır. Bu ortamda büyüyen çocuklar genellikle kendini ifade edebilen, sorumluluk alabilen ve özgüvenli bireyler olur.
- Otoriter (baskıcı) tutum: "Ben söyledim, o yüzden" mantığının hâkim olduğu; kuralların katı, açıklamanın az olduğu yaklaşımdır. Çocuk söz dinler görünebilir; ama içten içe kaygı, öfke ya da kendini ifade etmekte zorlanma yaşayabilir.
- Aşırı koruyucu tutum: Sevgiden doğan ama çocuğu hayatla temastan koruyan yaklaşımdır. Her zorluğu onun adına çözmek, çocuğun "ben yapabilirim" duygusunu zayıflatabilir ve bağımlılığı artırabilir.
- İlgisiz (ihmalkâr) tutum: Çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı yaklaşımdır. Çoğu zaman kötü niyetten değil; tükenmişlik, yoğunluk ya da kendi yaşanmışlıklarımızdan kaynaklanır. Çocukta değersizlik ve güvensizlik duygusu bırakabilir.
Dengeli tutum nasıl kurulur?
Dengeli olmak, hem sıcak hem de tutarlı olmaktır. Yani çocuğa "Seni seviyorum" derken aynı zamanda "Bu kural geçerli" diyebilmektir. Bu ikisi birbirinin zıttı değildir; tam tersine birbirini tamamlar.
Günlük hayatta uygulayabileceğiniz birkaç pratik nokta:
- Sınır koyarken nedenini kısaca açıklayın; "Çünkü öyle" yerine "Geç oldu, yarın okul var" demek çocuğun anlamasına yardımcı olur.
- Duyguyu davranıştan ayırın: Öfkesini kabul edin ("Kızgın olduğunu görüyorum") ama zarar veren davranışa sınır koyun.
- Çocuğun yaşına uygun sorumluluklar verin; küçük başarılar özgüveni besler.
- Hata yaptığınızda özür dileyin. Bu, çocuğa kusurlu olmanın ve telafi etmenin doğal olduğunu öğretir.
- Tutarlı olun: Bugün serbest olan bir şeyin yarın yasaklanması çocukta kafa karışıklığı yaratır.
Mükemmel ebeveyn baskısından kurtulmak
Hiçbir anne baba her an dengeli kalamaz. Yorgun, üzgün ya da sabırsız olduğunuz günler olacaktır; bu insani bir durumdur. Çocuğun ihtiyacı kusursuz bir ebeveyn değil; hatasını fark edip onarabilen, "yeterince iyi" bir ebeveyndir.
Kendi büyüme hikâyemiz de tutumlarımızı etkiler. Çoğu zaman kendi anne babamızdan gördüğümüz davranışları, fark etmeden tekrar ederiz. Bu kalıpları görmek, onları değiştirmenin ilk adımıdır.
Ne zaman destek almak iyi gelir?
Çocuğunuzla aranızdaki gerginlik uzun süredir devam ediyorsa, sürekli aynı tartışmalara takılıyorsanız ya da "Ne yapsam yetmiyor" duygusu sizi tüketiyorsa, bir aile ve ilişki danışmanından destek almak yükünüzü hafifletebilir. Danışmanlık, sizi yargılamak için değil; tutumlarınızı birlikte anlamlandırmak ve daha sağlıklı bir iletişim yolu bulmak içindir.
Eğer çocuğunuzda uzun süren uyku, yeme, kaygı ya da davranış değişiklikleri gözlemliyorsanız, bunların değerlendirilmesi için bir hekime ya da ilgili uzmana başvurmanız da önemlidir. Adana'da yüz yüze veya çevrim içi görüşme için bana ulaşabilir, bu yolda yalnız olmadığınızı hatırlayabilirsiniz.
Bu konuda profesyonel destek almak isterseniz, Adana Aile Danışmanlığı sayfasından detaylara ulaşabilir ya da ücretsiz ön görüşme talep edebilirsiniz.